Hala Yüksek Sese Kırılır
Bana Pahalı Şeyler Alma Elma Şekerine Bayılırım...
Çok Canım Acıyor Söyle Geçer Mi?
Ne Kadar Büyümeliyim
Uyusam Biter Mi?
Küçük Dünyam Bu Sarsıntıya Direnir Mi?

"Kırmızı, sıcak, ateş, kan, şehvet, aşk, samimiyet, güç, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını ve solunumu hızlandırabilir. İnsanları çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır."Aslında hepsinden vardı yani bende.Çok güzel bişi su kar ya.Yeni yeni heyecanlar,yeni yeni mutluluklar ktıyor hayatımıza.Birazcık da umut işte.Al sana kış.Kışı karamsarlık,sıkıntı,soğukluk falan diye tanımlarlar.Bence her açıdan da öyle değildir kış.Kış huzur da getirir insana kar taneleriyle beraber.Nasıl suçlayabiliriz ki o tane tane masumluğu?Bu yazımdan ayrı olarak bir de kar tanelerinin hikayesini yazacağım.Benim çok hoşuma gitti.
Kar,geldiği gün her şeyi bir beyaz örtü gibi kaplar.Bütün kötülüklerbir anlığına da olsa tertemiz,beyaz,pürüzsüz bir örtüde tutsaktır.Bazıları direnemez;kar taneleriyle birlikte erir,bir daha hiç dönmemek üzere gider.Yeni başlangıçlar için ideal zamandır belki de kar.Tertemiz boş bir sayfa açmak için...Ben biraz da bu yüzden seviyorum şu karı.
Hani bi' de şu çam ağaçlarının üstü karlarla kaplanır da bir yılbaşı havası getirir ya.=P Onu da çok severim ben.Çok sempatik gelir o görüntü bana.En çok da kar fotoğraflarıyla oynamayı severim.Ayrı ayrı manzaralar...
Hadi bu da benden sevdiklerime gelsin.Sevgi dolu parmaklarla oluştu o haberiniz var mı sizin.=P
Şunu da eklemeden geçemeyeceğim; bi' de o kar taneleri saçınıza geldiğinde Şekil A'daki gibi görüntüler oluşur ya,onu da severim.Tabi erimeleriyle gelen ıslaklık duygusu,saçların karışması ardından garip bir şekilde kurumasını hesaba katmıyorum.=)
Ama kar yağdıktan sonra , bi' de insanlar dışarı çıkmaya başlayınca,bir süre sonra bütün güzelliğini bozarlar sanki.İnsan değmemiş kar en güzelidir bence.=) yoksa işte böyle kirlenir.Ama yine de güzeldir.Bir sürü ayak izi.=) Bazıları aynı yönde,bazıları farklı.Belki de çoğu aynı yere gidip gelmiş.Ama hiç dikkat etmemişlerdir.Bu oluşan manzarayı da seviyorumEminim ayak izlerine takıntısı olan tek kişi ben değilimdir.
İşte böyle.. Bu yazıya bir şarkı ekleyip nokta koymalıyım.=)
Bu benim ilk blogum değil,ama diğer bloglarıma hiç ciddi anlamda yazmamıştım.Bu blogla başlamak istiyorum artık.
Bir insan neden blog açar ki?
Bazı şeyleri arkadaşlarımızla, ailemizle yakın çevremizle falan paylaşırız işte.Paylaşmak ister insan;mutluluğunu,sıkıntısını,hüznünü,yalnızlığını.Mutluluk çoğalır,sıkıntı azalır,hüzün yok olur,yalnızlık da biter.Her şey paylaştıkça güzeldir sanki.
Fakat bazı şeyleri yakınlarımızla paylaşamayız. Çünkü herkesin belirli bir bakış açısı, bir tarafı vardır hayatta. Bunlara göre yorum yapar, eleştirir, çözüm getirir insan.İşte o bazı şeyleri tanımadığımız,görmediğimiz,bakış açısını ve düşüncelerini hiç bilmediğimiz insanlarla paylaşmak daha kolay gelir bize.Ki doğrudur da bu.Alışılmış duvarların ardını görmek,duymak gibidir.Farklıdır,ve bu da hayatımızı farklı kılar.
Bloglar da bunun için var sanırım. Henüz çok yeniyim ama bir yerlerden başlamak gerek yazmaya. Artık bende yazıyorum, hiç yazmadığım kadar...
Merhaba... =)
Küçük bir videoyla başlamak istedim paylaşmaya.Çok sevmiştim bunu.Anlayana,ana fikri kavrayana çok şey anlatıyor bence.Yukarı Bak filmi çıktığında çok da ilgimi çekmemişti,normal bir çizgi film gibi işte demiştim.Ama bunu izledikten snra çizgi filmlerin bile kendi dünyalarında çok şey anlattığını keşfettim.Ne kadar çok mesaj veriliyormuş halbuki..Videodaki Carl ve Ellie'nin tanışma hikayesi de vardı fakat onu bulamadım.Ben yine de bildiklerimi söyleyeyim de video anlam kazansın.İkisi küçük çocukken tanışmışlar,bazı hayalleri varmış işte; o ev gibi.. Birbirlerini hiç bırakmamışlar...